Aromaterapi’nin Tarihçesi

Her ne kadar ‘’Aromaterapi’’ tanımı 20. yüzyılda kullanılmaya başlandıysada aromatik bitkilerin kullanımı insanlık tarihi kadar eskidir. Tarihsel süreç içerisinde çeşitli dini ve ruhani ritüellerde, tedavi veya kozmetik amaçlı olarak kullanılmıştır.

1957-1961’de bugünkü Kuzey Irak’ta yapılan arkeolojik kazılarda 60.000 yıl öncesine ait olduğu düşünülen bir şaman mezarında , Neandertal iskeletinin fosillerinin yanında civanperçemi, kanaryaotu, morsümbül, gül hatmi, peygamber çiçeği ve efedra gibi bitki türleri bulundu. Bu bizler için bitki-insan ilişkisine ait ilk veri olarak kabul edilir. Aynı zamanda bitkilerin yenenenler ve şifalı olanlar diye ayrıldığının da ilk göstergesidir.

Farklı coğrafya kültürlerininde tarihsel süreç boyunca kendi endemik bitkilerini farklı ritüeller ile uyguladığı bilinmektedir. Bitkilerin yakılmasından elde dilen duman ile kötülüklerden ve hastalıklardan korunmak istenilmiştir. Daha sonrasında vücuda sürülerek , koklanarak bedeni güçlü tutarak hastalıklardan uzak durmak ve güzel koku olarak bir çok alanda kullanılmıştır.

Ilerleyen zamanlarda 10.yy’da Abd Allah Ibn Sina (Avicenna)’nin alembic isimli distilasyon cihazını bulmasıyla aromaterapi tarihinde köklü ve kalıcı değişimler gerçekleşmeye başlar. Bu buluş aromaterapinin resmi başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Haçlı seferleri sırasında distilasyon yöntemi Ortadoğu’dan Avrupa’ya taşınmıştır.

Coğrafi keşiflerinde etkisiyle gelen kokulu bitkiler 16.yy itibariyle Batı Avrupa’da parfümerinin gelişmesinde önemli katkılar sağlamıştır. 19 yüzyılın ortasında ise Ingiltere’de lavanta ve kekik uçucu yağları hijyen sağlamak amaçlı hastanelerde kullanılmaya başlanmıştır. Zaman içerisinde uçucu yağlar, bitki suları (hidrosoller) dünyanın dört bir yanına yayılarak elde edilme şekilleri ve kullanım alanları genişlemeye ve gelişmeye başlanmıştır.

Modern Aromaterapinin Doğuşu

Modern aromaterapi Fransa’da 3 kişinin çalışmalarıyla başlamıştır. Kimyager Gatefossé , doktor Valnet, hemşire Maury.

Rene-Maurice Gattefossé (1881-1950) – Kimyager

Aromaterapi sözcüğünü ilk kez kullanan ve literatüre sokan Fransız bir kimyagerdir. Ailesine ait bir parfüm işletmesinde faaliyet göstermesinden dolayı uçucu yağlar ile çalışmaktadır. 1910’da laboratuvarda yaşadığı bir kazadan ötürü, çıkan yangında kolunu yakar. Ciddi şekilde enfekte olan yarası cerrahi müdahale gerektirecek boyuta geldiğinde Gatefossé merak ettiği uçucu yağların terapötik etkilerini denemek için bir fırsat yakalar. Tıbbi lavanta ( Lavandula angustifolia) dolu bir kabın içerisine kolunu batırır. Ilk olarak ağrısında bir azalma farkeder ve günde bir kaç kez olacak şekilde bu işlemi tekrarlamaya devam eder. İlerleyen günlerde doku üzerinde ki iltihabın ve enfeksiyonun azalmaya ve iyileşmeye başladığını gözlemler. En önemlisi de sonunda yarası hiç bir iz kalmadan tamamen iyileşir. Yaşadıklarından çok etkilenen Gatefossé hayatını uçucu yağları araştırmaya adamıştır. 1937’de Aromathérapie: Uçucu Yağlar-Bitkisel Hormonlar adlı kitabını Fransa’da yayınlamıştır.

Jean Valnet (1920-1995) – Doktor

Gatefossé’dan sonraki dönemde, aromaterapi üzerine geniş çalışmalar yapmış askeri bir doktordur. Cerrahi asistanı olarak görevli olduğu II. Dünya Savaşı sırasında papatya, karanfil, limon ve kekik gibi uçucu yağlarını savaş yaralarını ve kangreni tedavi etmekte kullanmıştır. Hekimlik yaptığı süre boyunca kendini aromaterapi ile ilgili çalışmalara adamıştır. Aromathérapie ve The Practice of Aromatherapy adlı kitaplarını yazmıştır. Bu kitaplarda ki sayısız vaka çalışmaları ve referansları ile aromaterapinin bilimsel gelişiminin hızlanmasına katkıda bulunmuştur.

Marguerite Maury (1895-1968) – Hemşire

1938’deDr. Chabennes’in yazdigi Les Grandes Possibilités par le Matieres Odoriferantes (Kokulu Maddelerin Buyuk Firsatlari) kitabını okuduktan sonra aromateriye ilgi duymaya başlar. Zamanla aromaterapiye duymaya başladığı bu ilgi yaşam boyu sürecek bir tutkuya dönüşür.

Maury uçucu yağları cerrahi, radyoloji, dermatoloji, jinekoloji, genel tıp, psikiyatri, spa tedavileri, fizyoterapi, spor ve kozmetik uygulamalar olmak üzere klinik kullanımlarına göre sınıflandırmıştır.

Kişiye özel uçucu yağ karışımını hazırlayan ilk kişidir.

1961’de uçucu yağların cilt üzerine olan etkisinin konu olduğu Le Capital Jeunesse adlı kitabını yazmıştır. Alanında da iki kez uluslararası ödül kazanmıştır.

Aromaterapi alanında bugün geriye bakıldığında araştırmalarıyla katkısı olan bir çok başka isim daha var. Almanya’dan Guenther, ABD’den Lawrence, Fransa’dan Franchomme, Penoel, Leclerc ve Belaiche ve Birleşik Krallık’tan Tisserand, Dodd, Deans, Svoboda uçucu yağların klinik kullanımları hakkında geniş çaplı araştırmalar yapmıştır.

Aynı zamanda bu alandaki eğitim ve araştırmaların yapılmasından uçucu yağların üretimine, elde edilişinden kullanım alanlarına kadar ilgili standartların düzenlenmesinde öne çıkan otoriteler vardır. Bunlar Uluslararası Aromaterapistler Birliği (AIA), Uluslararası Profesyonel Aromaterapistler Federasyonu (IFPA) ve NAHA-Uluslararası Aromaterapistler (IFA) gibi kuruluşlardır.